“Hekim, hastanın henüz hissetmediği kaybı önceden görebilen kişidir.”
Dt. Emrah Özdemir, fakültede hekimliği çoğunlukla onarmak olarak öğrendiğini anlatıyor. Tedavi etmekten önce korumayı koyan bu yaklaşım, diş hekimliğinde bilinen ve benimsenmiş bir yoldur; kendisi de pratiğini bu yolun üzerine kurdu. Eksik olan uygun bir malzemeyle tamamlanabilir, ama dişten alınan sağlam mineyi hiçbir malzeme geri getiremez. Bu bölüm, onarmaktan korumaya uzanan yönelimi ve mikroskobu bir düşünme biçimi olarak görmesini bir araya getiriyor. Genç meslektaşlarına doku koruma ile sabır üzerine söylediklerini onun cümleleriyle aktarıyor.
Fakültede hekimliği çoğunlukla onarmak olarak öğrendik: çürüğü temizle, dolguyu yap, kırılanı kapla. Çürüğü bir kez temizlersiniz; ama sağlam mineyi bir kez alırsanız o diş artık başka bir diştir.
Büyütme altında, çıplak gözle "temiz" sandığınız bir dolgu kenarının aslında ne kadar pürüzlü olduğunu görürsünüz. Bu insanı önce rahatsız eder, sonra daha iyi bir hekim yapar. Elin hareketi küçülür, kararlar netleşir. Mikroskobu bir cihaz değil, bir düşünme biçimi olarak görüyorum: önce büyüt, sonra karar ver.
Genç hekimin en büyük düşmanı hız ve kendine aşırı güvendir; ikisi de fazla kesmeyle sonuçlanır. Önce bak: büyüt, kurut, bir daha bak; karar vermeden önce gördüğünden emin ol. Sonra ekle, eksiltme: bir sorunu malzeme ekleyerek çözebiliyorsan diş kesmeyi aklına bile getirme; eksiltmek her zaman açık bir kapıdır, acele etmene gerek yok. Sabrı bir karakter özelliği değil, bir teknik beceri olarak çalış; kompozitin katmanını beklemek, cilayı bir tur daha atmak, geçici provayı bir hafta ağızda bırakmak hep sabırdır ve hepsi ölçülebilir fark yaratır.